Muhasebe, özel sektörde olduğu gibi kamu
sektörü mali yönetiminde de kilit bir rol oynar. Kamu yönetimlerini
yeniden yapılandırma çabası içerisindeki ülkelerin, reform
çalışmalarına muhasebe sistemlerini düzeltmekle ve daha
doğru, daha zamanlı, daha güvenilir bilgi üretebilir hale
getirmekle başlamaları rastlantı değildir. Devlet muhasebesi
hükümetlerin mali politikalara ilişkin işlemlerinin kayıtlarını
tutar ve raporlar. Bu nedenle de mali hesap verilebilirliğin
ve saydamlığın en önemli unsurudur. Kamu kesiminde muhasebe,
kamu kaynaklarının nerelerde ve nasıl kullanıldığının hesabını
tutmayı kolaylaştıran ve bu suretle kamu fonlarını ellerinde
bulunduran yöneticilerin bunları kendilerine verilen izinler
çerçevesinde ve rasyonel olarak kullandıklarının hesabını
verebilmelerine olanak sağlayan araçlardan en önemlisidir.
I- TÜRKİYE’DE DEVLET MUHASEBESİ
UYGULAMALARI
Halen, Türkiye’de Devlet kapsamına dahil
birimlerde muhasebe sistemleri birbirinden farklı olarak
hazırlanmış ve uygulanmakta olup bu konuda uygulama birliği
yoktur. Ticari amaçlı kamu kurumlarında uygulanan tekdüzen
muhasebe uygulamasından tek taraflı kayıt esasına göre tutulan
köy bütçe uygulamalarına kadar birbirinden kopuk, konsolidasyona
imkan vermeyen bir dizi muhasebe uygulaması söz konusudur.
Devlet muhasebesinde birliğin sağlanması, ortak olarak kullanılan
muhasebe ve raporlama standartları oluşturulmasına ilişkin
bazı düşünceler oluşmasına karşın bu düşünceler şu ana kadar
uygulamaya geçirilememiştir.
Genel ve Katma bütçeli idareler için tutulan
muhasebeye ilişkin işlemler ilk kez 1882 yılında mal sandıkları
için çıkarılan “Tensiki Kayıt Talimatnamesi” ile yazılı
bir biçimde kurala bağlanmıştır. Sözkonusu Talimatnameye
göre kasa defteri, genel tahsilat defteri, genel ödemeler
defteri, müfredat ve icmal defteri tutulmaktaydı. Bu muhasebe
sistemi “Kasa Muhasebesi” şeklinde tanımlanabilir.
İkinci Meşrutiyeti takiben “Muhasebe-i
Umumiye Kanunu” ile “Mal Sandıklarında Tutulacak Kuyudu
Hesabiyeye Dair Talimatname” çıkarılmıştır. Aynı yıllarda
Muhasebat Genel Müdürlüğü de kurulmuştur. Adı geçen Talimatnameye
göre, hesaplar ikili kayıt usulüne göre tutulmaktaydı. Ancak
getirilen sistemi uygulayacak yetişmiş eleman yetersizliğinden
Talimatnamenin ilk olarak uygulandığı 1911 yılının hesabı
1918 yılında alınabilmişti. Sözkonusu Talimatnameye göre
vezne, muvazene, tahsisat, masraf, müfredat, gelir müfredat
ve esas defterleri tutulmaktaydı. Bu sisteme göre Sayıştay’a
hesap verme görevi defterdarlara aitti. İlçe malmüdürleri
hesaplarını defterdarlara verirlerdi.
1948 yılından itibaren Devlet Muhasebesi
Genel Yönetmeliği ile Devlet Muhasebesi Muamelat Yönetmelikleri
yürürlüğe konulmuştur. Sözkonusu yönetmeliklerde 1953, 1974,
1975, 1977, 1981, 1986, 1987 ve 1989 yıllarında önemli değişiklikler
ve ilaveler yapılmış, hesap sayısı artırılmış, taahhüt ve
tahakkuk hesaplarına yer verilmiş ve nazım hesapların sayısı
artırılmıştır. Yönetmeliklerde yapılan bu değişikliklerin
muhasebe sistemini iyice karışık hale getirmesi üzerine,
Devlet Muhasebesi Yönetmelikleri 14.1.1990 tarih ve 20402
mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak “Devlet Muhasebesi
Yönetmeliği “ adı altında birleştirilmiştir.
II- TAHAKKUK ESASLI DEVLET MUHASEBESİ
NELER GETİRİYOR
Bu düşünceler çerçevesinde, 2004 yılı
başından itibaren, genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine
uygun ve tahakkuk esasına göre oluşturulmuş, sağlıklı işleyen
bir muhasebe sistemi Genel Müdürlüğümüzce kurulmuştur. Kurulan
muhasebe sistemi, taşınır ve taşınmaz mallarla iç ve dış
borçlar dahil, kamu hizmetlerinin üretiminde kullanılan
kaynakların tümünü kapsamaktadır. 20.02.2004 tarihli Resmi
Gazetede yayımlanarak yürürlüğe konulmuş olan, “Genel Bütçeli
Daireler ve Katma Bütçeli İdareler Muhasebe Yönetmeliği”
yıllık mali tablolar ile ara mali tabloları, gelir ve giderlerin
karşılaştırılmaları ve analizleri de dahil olmak üzere yönetsel
kararlar vermekte kullanılan diğer ara mali verileri
üretmeye muktedir, vergi harcamalarının raporlanmasına ve
kamu hizmetlerinin maliyetlerinin hesaplanabilmesine elverişlidir.
Hesaplar muhasebe mantığı çerçevesinde niteliklerine göre
sınıflandırılmış ve detaylandırılmıştır. Yeni muhasebe sistemi
8500 satırı aşan bir hesap planı üzerinde uygulanacak ve
son derece detaylı bilgiler üretecektir.
Tahakkuk esaslı devlet muhasebesi ile
getirilen yeniliklerden bazılarını şu şekilde özetleyebiliriz.
1- Devlet Muhasebesinde Kayıtlar
Tahakkuk Esasına Göre Tutulmaya Başlanmıştır.
Nakit esasına dayalı bütçe uygulamasında
bütçe gelirleri tahsil edildiğinde; bütçe giderleri ise
ödendiğinde gelir ve gider olarak kabul edilir ve muhasebeleştirilir.
Ancak devletlerin mali işlemleri bütçeleriyle sınırlı değildir.
Tahakkuk esasına dayalı muhasebe sistemi ile nakit esasına
dayalı bütçe sisteminin uyumlaştırılması ve tahakkuk esasında
muhasebe raporları ve nakit esasında bütçe raporları üretilebilmesi
için “yansıtma tekniği” kullanılmıştır.
Böylece bütçe kanunlarının gelir ve gider kabul ettiği işlemler
bütçe geliri ve bütçe gideri hesaplarına kaydedilmekte ve
yansıtma hesapları kullanılarak; genel kabul görmüş muhasebe
ilkelerine göre gelir ve gider kabul edilen işlemler gelir
ve gider hesaplarına yansıtılmakta, gelir ve gider olarak
kabul edilmeyen işlemler ise ilgili varlık veya yükümlülük
hesaplarına yansıtılmaktadır
2- Tüm Devlet Faaliyetleri Muhasebe
Sistemi Tarafından Kayıt Altına Alınmaktadır
Genel yönetim kapsamındaki tüm kamu idarelerini
kapsayan yeni devlet muhasebesi çalışmalarının başlangıcındaki
temel amaç devlet hesaplarında saydamlığın sağlanabilmesiydi.
Modern kamu yönetiminde tüm kullanıcılar ile sistemin finansmanını
sağlayan vergi verenlerin, Devlete ilişkin bütün mali bilgileri
muhasebeden açık, doğru ve net bir şekilde öğrenme hakları
vardır. Bu demokratik ve çağdaş bir devlet olmanın da en
temel gereğidir. Yeni devlet muhasebesi bu gereği yerine
getirebilmek için bütçe odaklı bir muhasebe sisteminin dışına
çıkarak bütçe tarafından kavranmayan, maddi ve maddi olmayan
tüm duran varlıkların yanı sıra kayıt dışı bütçe işlemlerini
ve devletin muhtemel yükümlülüklerini kavrayarak muhasebeleştirmektedir.
Böylelikle muhasebeden elde edilen tüm raporlarda geçmişten
farklı olarak devletin faaliyet ve performansını doğrudan
etkileyen bütün işlemler görülebilmektedir.
3- Maddi Duran Varlıklar Kayıt
Altına Alınmaktadır
Maddi duran varlıkların muhasebeleştirilmemesi,
bunlara yapılan harcamaların tamamının o yılın bütçesine
gider yazılmasını gerektirmektedir. Oysa, bir mali yıl içinde
alınan bir araç, yapılan bir bina sonraki yıllarda da kullanılmaktadır.
Bu nedenle maddi duran varlıklar kullanıldıkları yıllar
itibari ile gider yazılmalıdır.
4-Devlet Muhasebesi Ödenek, Nakit
Planlaması ve Bütçelerin Hazırlanmasına Destek Sağlamaktadır
Tahakkuk Esaslı Devlet Muhasebesinin yürürlüğe
girmesi ile birlikte ödenek yokluğu nedeniyle ödenememiş
devlet borçları ile girişilen taahhütlerden yıllara sari
olanlar muhasebe disiplini içine kaydedilmekte ve kurumlar
itibariyle detaylı bir biçimde raporlanabilmektedir.
Böylelikle ödenek ve nakit planlaması ile bütçenin hazırlanmasına
destek sağlayacak bir borç ve taahhüt izleme sistemi kurulacak,
Devlet sektörünün hangi zaman dilimlerinde hangi yükümlülüklerle
karşılaşılabileceği tespit edilebilecek ve orta-uzun vadeli
planlar muhasebeden elde edilen bilgilerle yapılabilecektir.
5- Devlet Borçlarının Kayıtlarda
Görülmesi Sağlanılacaktır.
Aksak işleyen bir nakit yönetimi ile bütçenin
hazırlanması, uygulanması ve gözetimi süreçlerindeki rasyonelliğin
yitirilmesi kamu kesiminin borçlanma ihtiyacını daha da
artırmıştır. İç ve dış borçlarımızın alabildiğine büyümesi,
son yıllarda kamuoyunun dikkatlerinin borç yönetimimize
çevrilmesine neden olmuştur. Tahakkuk Esaslı Devlet Muhasebesi
sistemine geçilmesi ile birlikte bu borçların ve vade yapılarının
Devlet hesaplarında görülmesinin sağlanması hedeflenmektedir.
6- Kesin Hesap Kanun Tasarısına
İlişkin Bilgiler Muhasebeden Elde Edilecektedir.
Kesin Hesap Kanunu, literatürde, Devletin
hesap verme araçlarından en önemlisidir. Mevcut muhasebe
sistemi kesin hesap kanun tasarısının hazırlanmasına destek
sağlamakla birlikte bir çok noktada yetersiz kalmaktadır.
Bu nedenle kesin hesaba ilişkin bilgiler muhasebe dışı çalışmalar
sonucunda elde edilebilmektedir.
Tahakkuk Esaslı Devlet Muhasebesi ile birlikte,
gerek ikinci aşamada, taahhütler hesabı altında formüle
edilecek kesin hesaba ilişkin bilgiler yardımıyla; gerekse
tüm bütçe uygulamalarına ait sonuçların, ekonomik, kurumsal,
finansal ve fonksiyonel ayrımının da gösterildiği Bütçe
Uygulama Sonuçları Hesabı yardımıyla Kesin Hesap Kanun Tasarısına
İlişkin bütün bilgiler bugün olduğunun çok ilerisinde muhasebeden
elde edilecektir.
IV- TAHAKKUK ESASLI DEVLET MUHASEBESİNDE
MALİ RAPORLAMA
2003 yılı sonuna kadar uygulanan nakit
esaslı muhasebe sistemi genel ve katma bütçeli idarelerin
muhasebelerini kavramakta ve sadece bütçe uygulama sonuçlarına
ilişkin, muhasebe dışı işlemlerle hazırlanabilen cetveller
şeklinde bilgiler üretmektedir. Hesap planı raporlamaya
uygun değildir ve Bilanço, nakit akım tablosu, faaliyet
sonuçları tablosu gibi kamu kesimini kapsayan tablolar düzenlenememektedir.
Eski muhasebe sisteminin yetersizlikleri,
raporlama ile muhasebe arasında olması gereken ilişkiyi
yani “doğru ve tutarlı rapor, muhasebeden üretilir” ilkesini bozmuş, yetersiz oldukları açık olan mevcut raporların
bile büyük bir kısmı muhasebe dışındaki kayıt yöntemleri
ve veri tabanları ile üretilir olmuştur.
Tahakkuk Esaslı Muhasebe sisteminin uygulanması
ile birlikte, genel idare sektörü için hazırlanacak ve kamuoyunun
bilgisine sunulacak mali raporları,
-Bilanço,
-Faaliyet tablosu,
-Nakit akım tablosu,
-Gelirlerin ekonomik sınıflandırılması tablosu,
-Giderlerin ekonomik, fonksiyonel, kurumsal ve finansal
sınıflandırılma tabloları,
-Mali varlıklar ve yükümlülüklerdeki değişim tablosu,
-Finansman tablosu,
-İç borç değişim tablosu,
-Dış borç değişim tablosu,
-Borçların kurumsal dağılımı tablosu,
-Kurumsal, fonksiyonel, finansal ve ekonomik ayrıma göre
bütçe uygulama sonuçları tabloları,
olarak sıralayabiliriz. Bu tablolarla birlikte,
Devlet Muhasebesi sisteminden üretilen merkezi raporlar
birleştirilmiş cetvel ve tablolar manzumesi olmaktan kurtarılmaktadır.
Mali raporlar ihtiyaca göre haftalık, aylık,
üç aylık, altı aylık ve yıllık olarak hazırlanacaktır. Mali
raporlar merkezi idare açısından aylık olarak; kapsama dahil
diğer idareler için üçer aylık dönemler itibariyle Maliye
Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğü tarafından derlenip
elektronik ortamda ve basılı olarak izleyen iki ay içinde
yayımlanacaktır. Bunun dışında yukarda anılan Raporların
tamamı altı aylık ve yıllık dönemler itibariyle ilgili olduğu
dönemi izleyen üç ay içerisinde Resmi Gazetede yayımlanacaktır.
Mali raporlar, uluslararası standartlara
uygun olarak bütünlük, güvenirlilik, kullanışlılık, yöntemsel
geçerlilik ve ulaşılabilirlik ilkeleri çerçevesinde, muhasebe
kayıtlarındaki verilere dayanılarak ve istatistiksel yöntemler
kullanılarak hazırlanacaktır. Mali raporların genel olarak
amacı, kaynakların dağıtımı hakkında karar verilmesinde
kullanıcılara bir ekonomik birimin mali durumu, performansı
ve nakit akımları hakkında kapsamlı bir bilgi sunmaktır.
IV- DEVLET MUHASEBESİNDE BUNDAN
SONRA YAPILACAKLAR
5018 sayılı Kamu mali yönetim ve Mali
Kontrol Kanununun geçici 3 üncü maddesindeki yetki çerçevesinde,
Kanunun tüm yönleriyle uygulanmasına 1.1.2005 tarihi itibariyle
başlanacağı da göz önünde bulundurulmak suretiyle Maliye
Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğünce gerekli çalışmalar
başlatılmıştır.
Çerçeve Hesap Planı: Kapsama dahil idarelerde öncelikle kamunun tümünde uygulanması
zorunlu olan bir çerçeve hesap planı oluşturulmuştur. Plan
oluşturulurken, bugüne kadar Muhasebat Genel Müdürlüğünce
yapılan tahakkuk esaslı muhasebe çalışmalarından, 1.1.2004
tarihi itibariyle uygulanmasına başlanılan muhasebe planından
ve kapsama dahil diğer tüm kurumların halen uyguladıkları
hesap planlarından ve Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğünce
yayımlanan muhasebe sistemi uygulama genel tebliğlerinden
yararlanılmıştır.
Çerçeve hesap planının tüm kurumlarca
kullanımının zorunlu olması nedeniyle, mümkün olduğunca
bir hesap planında olmazsa olmaz unsurlardan taviz vermeksizin,
kurumların tümünün ortak paydaları tespit edilerek, azami
ihtiyacı karşılayacak birinci düzey ana hesap grubu, ikinci
düzey hesap grubu ve üçüncü düzey (defterikebir) hesaplardan
oluşan bir plan hazırlanmaya çalışılmıştır.
Kapsama dahil tüm kamu idareleri işlemlerini
çerçeve hesap planında yer alan sınıflamaya uygun olarak
defteri kebir hesabı düzeyinde bu hesaplara kaydederek,
mizan ve mali raporlarını üç düzeyli hesaplarda hazırlayarak
Maliye Bakanlığına göndereceklerdir.
Kurumların çerçeve hesap planında yer alan
hesaplarla karşılanmamış ihtiyaçları olması halinde bu ihtiyaçları
ilgili kamu idarelerine özgü özel hesaplar açılması suretiyle
karşılanacaktır.
Genel Yönetim Muhasebe Yönetmeliği: Genel yönetim kapsamındaki idarelerde uygulanacak muhasebe
ve raporlama standartlarının 5018 sayılı Kanunun 49 uncu
maddesinde açıklandığı şekilde ayrı ayrı belirlenmesi esastır.
Bu aşamada sözkonusu standartları belirleyecek kurul kurulmadığı
gibi, standartların oluşturulmasına yönelik ön çalışmalar
da zaman alacaktır. Bu nedenle; 1.1.2004 itibariyle uygulamaya
giren “Devlet Muhasebesi Genel Yönetmeliği” 5018 sayılı
Kanun hükümlerine uygun olarak revize edilmek, çerçeve hesap
planı da yönetmeliğe dahil edilmek suretiyle “Genel Yönetim
Muhasebe Yönetmeliği Taslağı” oluşturulmuştur. Yönetmelik
bu aşamada 5018 sayılı Kanunun 49 uncu maddesinde öngörülen
çerçeve hesap planını, muhasebe ve raporlama standartlarını
ve mali raporlara ilişkin unsurları bünyesinde barındırmaktadır.
İlgili kurumlar kendi muhasebe yönetmeliklerini
bu yönetmeliği esas alarak hazırlayacaklar, kendi yönetmeliklerinde
hüküm bulunmayan hallerde ise bu Yönetmeliği uygulayacaklardır.
Tüm bunların akabinde, Devlet muhasebesinde
planlanan reform çalışmaları sonuçlandığında, bütün genel
idareye dahil birimlerde ortak muhasebe ve raporlama standartları
ile çerçeve bir hesap planının uygulanmasına başlanılacaktır.
Ayrıca, genel yönetimin mali istatistiklerinin hazırlanması
ve yayımlanması konusunda Maliye Bakanlığı yetkilendirilerek
bu alandaki dağınıklık giderilecektir.
Böylece, merkezi yönetime, yerel idarelere
ve sosyal güvenlik kurumlarına ait mali raporlar hem alt
birimler itibariyle ve hem de birleştirilmiş halde hazırlanabilecek
ve önceden belirlenen aralıklarla kamu oyunun bilgisine
ve kullanımına sunulacaktır. Hazırlanarak kamu oyunun kullanımına
ve eleştirisine sunulan bu raporlar, kamu yönetiminde saydamlık
ve hesap verilebilirliğin temelini oluşturacaktır. Söz konusu
raporlar, genel idare kapsamındaki tüm birimlere; mali kararları
alanlara; akademisyenlere; basına; milli gelir, gayri safi
milli hasıla gibi ulusal hesapları yapan Devlet İstatistik
Enstitüsüne; bütçe hazırlanmasında ve ödenek dağıtımında
kullanılmak üzere Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol
Genel Müdürlüğüne; taşınmaz mallara ait bilgiler için Maliye
Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğüne; nakit yönetimi
ve borçlanma gereksiniminin tespit edilmesinde Hazine Müsteşarlığına;
yatırım programlarının hazırlanmasında Devlet Planlama Teşkilatına;
para politikasının oluşturulmasında Merkez Bankasına ve
kamu oyuna sağlam bir veri tabanı oluşturarak ekonomik ve
mali geleceğin sağlam bir şekilde oluşturulmasına katkı
sağlayacaktır.
Bu konulardaki eleştiri, görüş ve önerilerinizi çalışma grubumuz aracılığıyla bizimle
paylaşabilir ve devlet muhasebesi konusunda yapılan çalışmaları
bu sayfadan takip edebilirsiniz.
Saygılarımla,
Ömer DUMAN
Muhasebat Genel Müdürü |
|